DANSK

Harebruden

TÜRKÇE

Tavşan Gelin


Der var engang en kone, som boede sammen med sin datter. De havde en dejlig kålhave, og en vinterdag kom en hare løbende og gav sig til at æde af den. "Gå ud og jag den væk," sagde konen til datteren, og pigen gik derud. "Væk med dig, du æder jo al kålen," sagde hun. "Kom og sæt dig på min hale og rid hjem med mig," sagde haren, men hun ville ikke. Næste dag kom haren igen og åd af kålen, og konen sagde til sin datter: "Gå ud og jag den væk," og pigen gik derud. "Væk med dig, du æder jo al kålen," sagde hun. "Kom og sæt dig på min hale og rid hjem med mig," sagde haren, men hun ville ikke. Dagen efter kom den igen, og konen sagde til sin datter: "Gå ud og jag den væk," og pigen gik derud. "Væk med dig, du æder jo al kålen," sagde hun. "Kom og sæt dig på min hale og rid hjem med mig," sagde haren. Pigen gjorde det og haren løb med hende hjem til sin hytte. "Kan du nu lave grønkål og hirsegrød, så går jeg ud og indbyder folk til bryllup," sagde den.

Skal jeg fortælle dig, hvem bryllupsgæsterne var? Det var alle harerne, og kragen var præst og ræven degn, og alteret var lige under regnbuen.

Pigen følte sig så ene og var meget bedrøvet. Haren kom nu til hende og råbte: "Luk op, luk op, her er alle bryllupsgæsterne i strålende humør." Men hun svarede ikke, græd bare. Haren gik så sin vej men kom lidt efter igen og råbte: "Luk op, luk op, bryllupsgæsterne er sultne." Men bruden sad og græd og svarede ikke. Haren gik igen sin vej og kom lidt efter tilbage og sagde: "Luk op, luk op, bryllupsgæsterne sidder derude og venter." Bruden svarede ikke, men da haren var gået, lavede hun en dukke af strå, gav den sine klæder på og en ske i hånden, satte den hen ved komfuret og løb hjem til sin mor. Haren kom endnu engang tilbage og råbte: "Luk dog op," og til sidst lukkede den selv op og gav dukken en ørefigen, så hovedet faldt af.

Da så haren, at det ikke var dens brud, og hang med hovedet og gik sin vej.
Bir zamanlar bir kadın kızıyla birlikte hep lahana ektiği güzel bir bahçede yaşıyordu. Bir kış günü bir tavşan bütün lahanaları yemeye başladı. Annesi kızma, "Git bahçeye, kovala şu tavşanı" dedi.

Kız, "Kışşt! Kışşt! Bütün lahanaları yedin be tavşan" diye seslendi.

Tavşan, "Gel kız, kuyruğuma bin de, seni yuvama götüreyim" dedi. Ama kız istemedi.

Ertesi gün tavşan yine çıkageldi ve lahanaları yedi.

Bunun üzerine kadın kızına, "Git bahçeye, kovala şu tavşanı" dedi.

Kız da tavşana, "Kışşt! Kışşt!' Bütün lahanaları yedin be, tavşan" diye seslendi.

Tavşan, "Gel kız, kuyruğuma bin de, seni yuvama götüreyim" dedi. Ama kız istemedi.

Üçüncü gün tavşan yine geldi ve lahanaları yedi.

Kadın, kızma, "Git bahçeye, kovala şu tavşanı" dedi.

Kız bahçeye çıktı ve "Kışşt! Kışşt! Bütün lahanaları yedin be, tavşan" diye seslendi.

Tavşan, "Gel kız, kuyruğuma bin de, seni yuvama götüreyim" dedi.

Kız tavşanın kuyruğuna bindi; tavşan onu çok uzaktaki yuvasına götürdü ve "Hadi bakalım, sen şimdi yeşil lahanayla darı pişir; ben de düğünümüze davetlileri çağırayım" dedi.

Ve bir sürü davetli çıkageldi.

Ben sana, başkalarının bana anlattıklarını söylüyorum. Kimler gelmedi ki! Tüm tavşanlar oradaydı; nikâhı kıyacak rahip rolünü karga üstlendi; tilki de zangoç oldu, gökkuşağı da sunak yerine geçti.

Ancak kız hep yalnız kaldığı için çok üzgündü.

Tavşan onun yanına gelerek, "Uyan uyan, düğün davetlileri o kadar neşeli ki" dedi.

Kız bir şey söylemedi, ağladıkça ağladı.

Tavşan yine geldi, "Hadi kalk, misafirler acıktı" dedi.

Kız yine bir şey söylemedi ve ağlamaya devam etti.

Tavşan çekip gitti. Sonra yine geldi. "Uyan, uyan, misafirler seni bekliyor" dedi.

Kız yine bir şey demedi, tavşan yine gitti.

Bu kez kız samandan ve elbisesinden kopardığı kumaşla bir bebek yaptı; eline bir kaşık sıkıştırarak üzerinde darının pişmekte olduğu ocağın başına oturttuktan sonra annesinin evine döndü.

Tavşan bir kere daha evine gelerek, "Kapıyı aç, kapıyı aç" diye seslendi. Sonra kapıyı kendisi açtı ve bebeğin kafasına bir şey fırlattı. Bebeğin başlığı yere düşünce tavşan onun kendi karısı olmadığını anladı ve üzülerek çekip gitti.




Sammenligne to sprogene:













Donations are welcomed & appreciated.


Thank you for your support.