DANSK

Havfruen

TÜRKÇE

Su Perisi


Der var engang en lille dreng og en lille pige, som legede sammen nede ved havet, og de var så uforsigtige, at de begge to faldt i. Nede i havet kom en havfrue hen til dem og sagde: "Nu har jeg jer, nu skal I få lov til at bestille noget." Derpå gik hun af sted med dem og gav pigen noget uredt hør at spinde, og lod hende slæbe vand i en tønde. Drengen skulle fælde et træ med en stump økse, og de fik ikke andet at spise end stenhårde boller. Til sidst blev børnene lede og kede af det, og en dag, da havfruen var i kirke, flygtede de bort. Da havfruen kom hjem så hun, at fuglene var fløjet, og for af sted efter dem med lange skridt. Børnene så hende i lang afstand og pigen kastede en børste bagved sig. Den blev til et helt børstebjerg med tusinde og atter tusinde pigge, og det var meget besværligt for havfruen at klatre derover, men endelig lykkedes det dog. Da børnene så det, kastede drengen en kam bagved sig, og den blev til et stort kammebjerg med tusinde og atter tusinde tænder, men havfruen holdt sig fast i dem og slap til sidst over. Da kastede pigen et spejl bagved sig, og det blev til et spejlbjerg, der var så glat, at hun umuligt kunne komme over det. "Jeg må løbe hjem i en fart og hente min økse og hugge det itu," tænkte hun, men da hun kom tilbage og fik bjerget knust, var børnene for længe siden langt borte, og havfruen måtte igen dukke ned i vandet.
Biri erkek, öbürü kız iki kardeş kuyu başında oynamaktaydı. Ama kuyunun dibinde bir su perisi vardı. "Şimdi sizi ele geçirdim. Bundan sonra benim için çalışacaksınız" dedi ve onları yanına alarak oradan uzaklaştı.

Daha sonra kızlara darmadağınık ipler vererek onları çile haline getirtip dokuttu; kıza fıçıyla su taşıttırdı, oğlana kör bir baltayla ağaç kestirtti. Tüm bunların karşılığında iki kardeşe yiyecek olarak taş gibi hamur ekmekten başka bir şey vermedi.

Çocukların önce sabrı taştı, sonra beklediler ve bir pazar günü su perisi kiliseye gidince oradan kaçtılar.

Kilisedeki ayin bittikten sonra su perisi eve döndüğünde kuşların yuvadan kaçtığını görünce kocaman sıçrayışlarla onların peşine düştü.

Çocuklar onun gelişini ta uzaktan fark ettiler; kız ardına bir fırça fırlattı. O fırçadan koskoca bir fırça dağı oluştu ki, üzeri binlerce, ama binlerce dikenle doluydu. Su perisi bu dağı tırmanıp aşmak için çok uğraştı, ama sonunda öte tarafa vardı.

Çocuklar bunu görünce, bu kez oğlan tarağını fırlattı. Bu taraktan koskoca bir tarak dağı oluştu ki, on binlerce dişi vardı. Ama su perisi bu dağı da aşmayı bildi.

Bu kez kız arkaya bir ayna attı, bundan bir ayna dağı oluştu. O kadar kaygandı ki, üzerinde yürümek imkânsızdı. Su perisi hemen eve dönüp baltamı alayım da şu aynayı paramparça edeyim diye düşündü.

Geri dönüp de Camdağı'nı kırmaya kalktığında çocuklar çoktaan gitmişti.

Su perisi oradan defolup kuyusuna döndü.




Sammenligne to sprogene:













Donations are welcomed & appreciated.


Thank you for your support.