TÜRKÇE

İp Eğiren Kadınlar

ENGLISH

The three spinners


Bir zamanlar bir kız vardı; o kadar tembeldi ki, hiç iplik bükmek istemiyordu. Annesi ne söylerse söylesin kız bildiğini okudu. Sonunda annesi çok öfkelendi, sabrı tükendi ve ona dayak attı. Kız sesli sesli ağlamaya başladı. Tam o sırada oradan kraliçe geçmekteydi; onun ağlamasını işitince durdu ve kadına, kızını niye dövdüğünü sordu, çünkü sesi ta sokaktan duyulmuştu!

Kadın anlaşılan kızının tembelliğini söylemekten utandığı için şöyle dedi: "Onu ip eğirmekten bir türlü vazgeçiremiyorum; hiç durmadan iplik bükmek istiyor. Oysa onca keteni buraya getiremeyecek kadar fakirim ben!"

Kraliçe, "Ben iplik çekerken çıkan sese bayılırım, hele o tekerleğin tıkırtısına! Kızını bana ver, onu saraya götüreyim; bende keten bol, istediği kadar iplik çeksin" diye cevap verdi.

Kadın bu işe çok sevindi ve razı oldu. Kraliçe kızı yanına aldı. Saraya varınca ona tavanına kadar keten dolu üç oda gösterdi ve "Hadi bakalım, bunlardan iplik çek; hepsini bitirirsen seni en büyük oğlumla evlendiririm. Sen fakirsin, ama ben buna aldırış etmiyorum; senin zindeliğin ve çalışkanlığın düğün çeyizi yerine geçecek" dedi.

Kız için için çok korkuyordu, çünkü ip eğirmeyi beceremiyordu; ayrıca bu iş üç yüz yıl sabahtan akşama kadar çalışsa yine bitmezdi!

Tek başına kaldığında ağlamaya başladı, böylece elini hiçbir şeye değdirmeden üç gün geçti. Üçüncü gün kraliçe çıkageldi, hiç ip eğirmemiş olduğunu görünce şaşırdı; ama kız annesinden ayrılmış olmanın üzüntüsüyle işe daha başlamadığını söyleyerek özür diledi.

Kraliçe buna göz yumdu, ama giderken, "Yarın işe başla ama" dedi.

Kız yalnız kaldığında ne yapacağını bilemedi, bir çare aramanın üzüntüsü içinde pencerenin önünde durdu. Derken üç cadının gelmekte olduğunu gördü. Birinin sağ ayağı aynen ördeğinki gibiydi ve düztabandı; öbürünün alt dudağı nerdeyse çenesine değiyordu; üçüncüsünün de başparmağı öyle genişti ki, neredeyse yamyassıydı. Üçü de pencerenin önüne gelip durdu; kıza ne derdi olduğunu sordular. O da içine düştüğü durumu anlattı; kadınlar ona yardım etmeye karar verdiler:

"Bizi düğüne davet eder ve bizden utanmazsan, hatta teyzelerin olduğumuzu söylersen, tezgâhının başına geçer ve en kısa zamanda ketenlerin ipliğini çekeriz" dediler.

"Bunu seve seve yaparım! Hadi hemen içeri girin ve işe başlayın" diye cevap veren kız, bu üç acayip cadıyı içeri alarak ilk odaya soktu, onlara oturup iplik çekebilecekleri bir yer ayarladı. Biri ip eğirmeye başlayarak çıkrığın pedalına bastı, öbürü ipliği nemlendirdi, üçüncü de onu parmağıyla bükerek üzerine vurmaya başladı. Ne kadar çok vurursa iplik bir o kadar inceliyordu.

Kız üç kadından kraliçeye hiç bahsetmedi ve zaman zaman gösterdiği iplik yığınları nedeniyle ondan bol bol övgü aldı.

İlk oda boşaldıktan sonra kadınlar İkinciye, oradan da üçüncüye geçerek işlerini bitirdiler. Kızla vedalaşırken de ona, "Bize verdiğin sözü unutma! Bu senin şansın olacak" dediler.

Kraliçe oda dolusu çekilmiş iplikleri görünce düğüne karar verdi. Damat böylesine çalışkan ve becerikli bir eşi olacağı için sevindi ve onu övdü.

"Üç tane teyzem var" dedi kız. "Bana çok iyilikleri dokundu. Böyle mutlu bir günümde onları unutmak istemem. İzin verin onları da davet edeyim, benim masama otursunlar."

Kraliçeyle oğlu, "Neden izin vermeyelim ki?" dediler.

Ve şenlikler başlayınca üç kız kurusu acayip kıyafetleriyle çıkageldiler.

Gelin, "Hoş geldiniz, sevgili teyzelerim" dedi.

Ama damat, "Bu akrabalık da nerden çıktı?" diyerek ördek ayaklı, düztaban kadının yanma yaklaştı ve "Neden bir ayağın böyle ördek ayağı gibi geniş?" diye sordu.

"Basmaktan" dedi kadın, "Pedal basmaktan."

Damat bu kez ikinci kadına sordu. "Alt dudağın niye o kadar sarkık?"

"İplik yalamaktan" diye cevap verdi kadın.

Üçüncü kadına, "Başparmağın niye öyle yassı?" diyen damadın aldığı cevap şöyle oldu:

"İplik bükmekten."

Damat dehşet içinde kalarak, "Bundan böyle benim güzel karım hiç, ama hiç ip eğirmesin" dedi.

Böylece kız iplik çekmekten kurtuldu.
There was once a girl who was lazy and would not spin, and her mother could not persuade her to it, do what she would. At last the mother became angry and out of patience, and gave her a good beating, so that she cried out loudly. At that moment the Queen was going by; as she heard the crying, she stopped; and, going into the house, she asked the mother why she was beating her daughter, so that every one outside in the street could hear her cries. The woman was ashamed to tell of her daughter's laziness, so she said, "I cannot stop her from spinning; she is for ever at it, and I am poor and cannot furnish her with flax enough." Then the Queen answered, "I like nothing better than the sound of the spinning-wheel, and always feel happy when I hear its humming; let me take your daughter with me to the castle - I have plenty of flax, she shall spin there to her heart's content." The mother was only too glad of the offer, and the Queen took the girl with her.

When they reached the castle the Queen showed her three rooms which were filled with the finest flax as full as they could hold.

"Now you can spin me this flax," said she, "and when you can show it me all done you shall have my eldest son for bridegroom; you may be poor, but I make nothing of that - your industry is dowry enough." The girl was inwardly terrified, for she could not have spun the flax, even if she were to live to be a hundred years old, and were to sit spinning every day of her life from morning to evening. And when she found herself alone she began to weep, and sat so for three days without putting her hand to it. On the third day the Queen came, and when she saw that nothing had been done of the spinning she was much surprised; but the girl excused herself by saying that she had not been able to begin because of the distress she was in at leaving her home and her mother. The excuse contented the Queen, who said, however, as she went away, "Tomorrow you must begin to work."

When the girl found herself alone again she could not tell how to help herself or what to do, and in her perplexity she went and gazed out of the window. There she saw three women passing by, and the first of them had a broad flat foot, the second had a big under-lip that hung down over her chin, and the third had a remarkably broad thumb. They all of them stopped in front of the window, and called out to know what it was that the girl wanted. She told them all her need, and they promised her their help, and said, "Then will you invite us to your wedding, and not be ashamed of us, and call us your cousins, and let us sit at your table; if you will promise this, we will finish off your flax-spinning in a very short time."

"With all my heart," answered the girl; "only come in now, and begin at once."

Then these same women came in, and she cleared a space in the first room for them to sit and carry on their spinning. The first one drew out the thread and moved the treddle that turned the wheel, the second moistened the thread, the third twisted it, and rapped with her finger on the table, and as often as she rapped a heap of yarn fell to the ground, and it was most beautifully spun. But the girl hid the three spinsters out of the Queen's sight, and only showed her, as often as she came, the heaps of well-spun yarn; and there was no end to the praises she received. When the first room was empty they went on to the second, and then to the third, so that at last all was finished. Then the three women took their leave, saying to the girl, "Do not forget what you have promised, and it will be all the better for you."

So when the girl took the Queen and showed her the empty rooms, and the great heaps of yarn, the wedding was at once arranged, and the bridegroom rejoiced that he should have so clever and diligent a wife, and praised her exceedingly.

"I have three cousins," said the girl, "and as they have shown me a great deal of kindness, I would not wish to forget them in my good fortune; may I be allowed to invite them to the wedding, and to ask them to sit at the table with us?" The Queen and the bridegroom said at once, "There is no reason against it."

So when the feast began in came the three spinsters in strange guise, and the bride said, "Dear cousins, you are welcome."

"Oh," said the bridegroom, "how come you to have such dreadfully ugly relations?" And then he went up to the first spinster and said, "How is it that you have such a broad flat foot?"

"With treading," answered she, "with treading." Then he went up to the second and said, "How is it that you have such a great hanging lip?"

"With licking," answered she, "with licking."

Then he asked the third, "How is it that you have such a broad thumb?"

"With twisting thread," answered she, "with twisting thread." Then the bridegroom said that from that time forward his beautiful bride should never touch a spinning-wheel. And so she escaped that tiresome flax-spinning.




Iki dil karşılaştır:













Donations are welcomed & appreciated.


Thank you for your support.